Bir gün, bir köpek ve bir kedi ormanın derinliklerinde yürüyormuş. İkisi de çok yakın arkadaşmış, ama tabii aralarındaki farklar yüzünden bazen tatlı tatlı didişirlerdi.
Köpek: “Beni hep soruyorlar, ‘Köpekler neden her zaman havlar?’ diye. Ama ben hiç anlamıyorum, neden bu kadar önemli bir şeymiş gibi soruyorlar. Havlamak, tabii ki keyifli, ama bence insanlar bizim gibi her an neşeli ve mutlu olmalı!”
Kedi ise biraz daha sakin bir şekilde, “Ama işte ben havlamıyorum. Bunu neden yapayım? Benim işim, sessizce bir kenara çekilip, etrafı gözlemlemek. Bir kere insanlara öğrettim ki, her şeyin sesi vardır, ama bazı şeyler sessizce yapılmalı.”
Köpek bir anda başını sallamış ve “Yani sen, insanlar sessizliği sevsin diye mi böyle davranıyorsun? Bence insanları eğlendirmek için bazen biraz havlamak lazım. Biraz hareket, biraz ses… Bu hayatı renklendirir!”
Kedi gülümsemiş ve şöyle demiş: “Havlamak, belki seni mutlu ediyor, ama bence sessizlik ve huzur da insanlara bazen daha çok şey anlatır. Benim havlamam, bazen birinin dikkatini çekmek değil, onların ruh haline göre davranmaktır. Sessizce bir köşede oturmak, bazen tüm dünya konuşurken en güçlü cevap olabilir.”
Köpek biraz düşünmüş ve ardından gülerek: “Haklısın, dostum. Belki bazen fazla havlıyorum! Ama yine de bazen sesimi duymalılar, değil mi?”
Kedi başını sallamış ve: “Evet, ama unutma, bazen sessiz kalmak da çok daha güçlü bir etki bırakır.”
İkisi de ormanın derinliklerinde birlikte yürümeye devam etmiş, birbirlerinden öğrenmiş ve farklılıklarına rağmen birbirlerine saygı duymayı bilmişler.
Ve o günden sonra, köpek bazen daha sessiz, kedi ise bazen daha hareketli olmayı denemiş, ikisi de birbirlerinin bakış açılarına saygı göstermiş.
Fıkra burada bitiyor. Arada biraz eğlenceli bir sohbet ve ders vermek vardı!